Bahar Mevsimine Yönelik Genel Öneriler

 Bahar aylarına en uygun beslenme tarzı Akdeniz tarzı beslenmedir. Her öğünde mevsim sebzelerinden salata veya yemek şeklinde tüketilmeli ve ara öğün olarak da meyve tercih edilmelidir.
 Haftada 1-2 kez kırmızı et , haftada 2 gün ızgara veya fırın balık , her gün 2 su bardağı süt veya yoğurt ve 5-6 adet badem veya fındık tüketilmelidir.
 Özellikle bu dönemde A,B ve C vitaminlerinin alımlarına dikkat edilmelidir.
 İlk olarak sinirli yapımızı önlemek amacı ile B vitamini tüketimimizi arttırmaya özen göstererek başlayabiliriz . Bunu da öğünlerimizde çok tahıllı ekmekleri, kuru baklagilleri ve koyu yeşil sebzeleri tüketerek sağlayabiliriz.
 Başta grip olmak üzere birçok enfeksyonel ve bulaşıcı hastalık baharın gelmesiyle birlikte etkili olmaya başlamıştır . Diyetimizde yeterli C vitamini alımı ile hastalıklara yakalanma riskinden uzaklaşmış veya yakalansak dahi hafif şekilde atlatmayı sağlamış oluruz . Bunu da turunçgillerden , domates , maydanoz , soğan , kabak ve birçok sebzeden ve meyveden ve bazı bitki çaylarından sağlayabiliriz.
 Bahar aylarında vücutta oluşabilecek pul pul dökülmelerin oluşmaması için en iyi kaynak A vitaminidir . A vitamininden zengin bir örüntüyü diyetimize uyarlamak gerekir . Bunu da süt , domates , turuncu ve sarı renkli tüm sebze ve meyveler , balık tüketerek sağlayabiliriz.
 Bir diğer önemli nokta ise havaların ısınması ile vücut yüzey ısımızın artması ve sıvı tüketme ihtiyacımızın daha çok olmasıdır . Bu nedenle günlük su tüketimimizin 8-10 su bardağı olmasına dikkat etmeliyiz.
 Alkol ve kafeinli içeceklerden mümkün olduğu kadar uzak durmalı , yerine rahatlatıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici bitki çaylarından destek alınmalı.
 Baharda hormonların çalışmasında da düzensizlik görülebilir . Hem hormonlar hem de hava değişimi vücutta su tutulmasına neden olabilir . Ödem de yorgunluk nedenlerinden biri olabilir . Bu nedenle yemekler az tuzlu tüketilmeli ve tuz yemeğe piştikten sonra ilave edilmelidir.

Özellikle bahar ayının gelmesiyle psikolojik olarak kışın alınan kiloları verme telaşına düşen ; dergi , gazete ya da internet sitelerinde bulunan mucize olarak adlandırılan şok diyetleri uygulamaya başlayan birçok kişiyi çevremizde görmek olası bir durumun dışında artık alışılagelmiş bir durumdur . Belki de bu konuda bilinmeyen en önemli nokta bu diyetlerin vücutta yarattıkları kalıcı harabiyetlerdir .Kas ve su kaybı olarak giden bu kilo geri dönüşümü hızlı olan ve bireyleri halsiz bırakan ve hastalıklara yakalanma riskini arttıran bir kayıp olmaktan öteye gidememektedir . Bu diyetlerle verilen kilolar hızla geri alınır , metabolizmanın yavaşlamasına ve direnç oluşmasına sebep olur ve gittikçe kilo vermeyi zorlaştıran bir hal alır .Yani kişi sonrasında ne kadar diyet yaparsa yapsın eskisine nazaran daha az kilo verecektir .Çünkü vücut daha az kalori harcayacaktır.Bu da yaz öncesinde bilinçsizce yapılan zayıflama diyetlerinin ardından kilo alınacağı anlamına gelmektedir.

Bu nedenle kişi kendi vücut yapısına , yaşına ve kan bulgularına uygun, diyetisyen tarafından hazırlanan bir kilo verme diyeti uygulamalı ,amacı kısa süreli kilo kaybı değil yeni bir yaşam şekli olmalıdır.


Nur Tuluk
Diyetisyen

 


powered by: ARYATA